Çeyrek Asırlık Dost

Yazılarımıza doktorlardan başladık yine doktorlarla devam ediyoruz. Ben bisikletle Türkiye turu yaparken Muğla’da beni 4 Morpedal meleği karşılamıştı. O meleklerden biri olan Nurşin Hanım şimdilerde Kalp ve Damar Cerrahı görevini Ödemiş Devlet Hastanesinde sürdürüyor. Çeyrek asırlık bisiklet aşkı ve onun kadim dostu Şefika ile sizi tanıştırmama müsaade edin.

Bizim bisiklet tecrübemiz, bisikletimizle olan dostluğumuz ve bisikletle olan geçmişimiz ne ki? Şefika’dan bahsediyoruz burada. Alçak gönüllülüğü ile bizi utandıran Nurşin Hanımın yazısını ilginize paylaşıyorum. Mükemmel bir yazı olmuş, keyifli okumalar.

Çınar gibi kadimdir bisiklet. Dosttur. Paylaşır. Seni sırtlar götürür… Yüzüne yayılan kocaman bir gülümsemedir. Tüm hücrelerine yayılan yaşama coşkusudur. Yalnızsan kalabalıklaştırır. Kalabalıksan kaçırır yalnızlaştırır. Doğaya eğilir. Einstein’dan önce zamana hükmetmiştir. Eğip büküp yavaşlatmıştır. Kaçırdıklarını seni yavaşlatarak algına sunar… Geç kalmışsan, hız için tasarlanan çelik yığınlarının arasından kıvrılır ve seni hızlandırır…  Bir kez beynine soktuysan kurtulamazsın, yeterince birlikte olamadığın için de yoksunluk çekersin. Adı sanı vardır….

Benimki Şefika idi… İstanbul 94 doğumlu… Ağırbaşlı bir kız. 20 kg kadar çelik yürekli. Onunla karda yağmurda yazın sıcağında çok yol aldık. Büyükada, Kartal Pendik… Salacak Beykoz… Boğaz turları …

Sonra 98 de Gökçeada, Gelibolu yarım adası. O zamanlar yalnız gezen bisikletli kadın pek yoktu. Sosyal medya da yoktu ve varsa da birbirimizden haberdar değildik.

İlk bisikletimi 9 yaşlarında Urfa’dayken babam getirmişti. Bisan.. Ablamla beraber öğrendik. Babam ablama, ablam bana öğretti. Ve o yıllarda dizlerimin yaraları hiç kapanmadı. Ablam köprücük kemiğini kırdı ve ben beton yoldan toprak yola inme cesaretimi kırp diye yitirmiş oldum…

Şefika yıllar sonra Muğla’da bakımdan geçti… 18 vitesli ağır bir MTB idi… Onunla rampa çalıştım. Karabağların dere yatakları taş yolları demeden dolaştık durduk. İncir kokuları bülbül karatavuk sesleri, dökülen yabani erikler arasından…

Sonra Morpedal’a katıldım. Aktif görev aldım. Bu kez daha anlamlı daha keyifli sürüşler projelerde yer aldım. Pek çok acemi ve trafikten çekinen kadın pedaldaşa destek olduk. Beraber turlara çıktık. Festival düzenledik 2 kez. Bu anlamlı bir tecrübe oldu bisiklete dair.

Muğla’da hastaneye bisikletle gidip gelme keyifliydi. 2 km bir yoldu. Dönüşte Pazar çarşı yapmak iyiydi. Hastane taşınınca 2 km %8 eğimli bir rampa çıkmam gerekti. Toplam 7 km ve 2 km rampa…

Tırmanış sonrası işe varıp poliklinikte hasta bakmak ya da ameliyata girmek zor gelmiyordu…Çünkü işe bisikletle geldiğim günler daha zinde hissediyordum kendimi.

Hastane içinde bisiklet kıyafetleriyle kliniğe dek yürümem biraz yadırgansa ve tebessüme yol açsa da sonra alıştılar… Özenenler oldu, takdir edenler de oldu… 50 yaşında doktor tiplemesine pek uygun görünmüyordum…

Şimdi Tire’de Morpedal’ı kuruyoruz. Parkurlar çok güzel ve etrafta bir sürü köy var… Taşınalı 4 ay kadar oldu. Burada TİBİT adında bir bisiklet topluluğu var. İlk zamanlar aktiflermiş. Belki zamanla daha aktif olabilirler. Ama bireysel kullanım çok erkelerde. Kadınlar için bu çok kolay değil. Biraz daha zor görünüyor.

 Ama yine de tek başına çıkıp gitmek çok çekici…  O zaman sadece bisiklet yolculuğu olmuyor çünkü.

Bisikletle ilgili hayalim var. Bisikletin her türlü sorununu -arızasını çözebilecek hale gelebilmek ve 3-4 günlük bir yolculuğa çıkmak… Çok büyük hedef değil… Tire’den Muğla’ya gitmek mesela…

Tek başıma gitmek… Daha önce Muğla’dan Aydın’a sürmüştüm. Neden olmasın?

Bisikletname benim ilham kaynaklarımdan…

Teşekkürler,

Nurşin Kaynarca Külcü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir