30 -31 Ocak Bostanlı – Spil Dağı

Hafta sonu geldi ve bisikletimi atlayıp, tek başıma güvenle gidebildiğim yol olan Sasalı’ya doğru yola çıktım tekrar. Ancak çok yol alamadan bisikletçi arkadaşlarımla karşılaştım ve bugünümü Bostanlı’da bisiklet yolu üzerindeki Yasemin cafe’de geçirdim.

Çok kilometre yapamamış olmak bir kayıp değildi çünkü güzel arkadaşlarla, hoş bir manzarada çaylarımızı içip muhabet ettik.

12592410_10153985990174887_3037170083513753591_n.jpg

Bu arada ilk kez gördüğüm, İzmir’in bisikletli polislerini de çaktırmadan fotoğrafladım.

12631319_10153985990399887_6164238761139133024_n.jpg

Gün batımında bisiklet ve güneşle bir kompozisyon çıkarmak için uğraştım.

12654553_10153985990269887_5322770736819647074_n.jpg

Cumartesi gününü böylece noktaladım ve ertesi günkü tur için evime döndüm.

Spil dağına tırmanma fikri beni o kadar heyecanlandırıyordu ki bu hafta bir değişiklik yaparak farklı bir bisiklet grubuyla, CAT (Cuma Akşamı Topluluğu) ile Bornova, Ege Üniversitesi önünde buluştuk ve Manisa Spil dağına doğru yola çıktık.

Spil’e tırmanmadan önce bir çorba molası verdik. Bakkaldan sucuk ve ekmek alıp bisikletimin gidonuna bağladım. Bir de çıkışta terleyeceğimi dikkate alarak fazladan bir poşet daha alıp çıkardığım üstümü poşete koydum. Onu da bisikletimin sol gidonuna taktım ve dengeyi sağladım.

12670157_10153988261989887_7932225675479331957_n.jpg

Dağ bisikletim ilk defa kendi amacıyla kullanılıyordu ve dağa çıkıyordum. Hızımı kesmeden ve aralık vermeden tırmanışımı sürdürdüm. Kendimi o kadar çok kaptırdım ki grubun en önünden ve yaklaşık yarım saatin üzerinde bir fark atarak Spil dağına ulaştım.

12662001_10153987893659887_6749918885364828242_n.jpg

Gruba biraz fark atarak dağın zirvesine çıkmamı sağlayan şey; hiç mola vermeden, gerektiğinde en küçük vitesleri kullanarak sürekliliği koruyarak (endurance) çıkmış olmamdı. Bir de grup doğanın tadını çıkararak giderken ben bir an önce zirveye ulaşma telaşındaydım. Tabii profesyonellerle çıksaydım suyumu çıkarırlardı, orası ayrı mesele. Zirveye ulaştığımda bir kamyonetin arkasına binip yukarı gelen bisikletçi arkadaşa inmesi için yardımcı oldum. Zirveye ulaştıktan sonra sucuk gibi terleyen üstümü çıkarıp ağaçların dallarına astım ve poşetin içindeki montumu üstüme giydim. Bu arkadaşla birlikte kalanların gelmesi için bir kenara çekildik ve bekledik.

1915259_10153988260884887_2842307563823134153_n.jpg

Arkadan gelen bisikletçi arkadaşlarla buluştuk. Spil milli parkına giriş ücretini ödeyip içeri girdik. Birkaç çalı çırpı toplayıp ateş yaktık ve sucuklarımızı pişirdik. Ateşte ıslanan ayaklarımızı biraz ısıttık. Sonra daha fazla beklemeden inişe başladık. Zirve çamurlu olduğu için ilk başta bisikletin her tarafı çamura bulandı. Ardından asfalt yola geçtiğimiz kısımda bisikletin tekerleri yüzeye tutunamadı ve fren sıkmama rağmen yaklaşık 10 metre boyunca kayarak ilerledim. Sonrasında yavaş yavaş sütçülerdeki kahveye gittik ve grubun kalanını bekledik.

Kahvede yol bisikletçisi bir arkadaş yanıma geldi.

– Kopup giden sendin değil mi? diye sordu.

Sonra bisikletimi incelemeye koyuldu.

– Motor var mı bunda?

– Yok, pedal çevirerek gidiyor.

– Helal olsun, yokuşu kaptırıp gittin ya. O kadar yıldır bisiklet kullanıyorum, yarışlara da katıldım ama senin gibisini görmedim.

Benim amatör ruhumu heyecanlandıracak bir diyalog yaşadım. Bir amatör için iyi sayılabilecek bir ortalamayla çıktım ancak profesyonellerin kat be bak gerisindeydim.

Dağa çıkmanın en sevdiğim yönü iniş gibi bir ödülün olması.

Tekrar Bornova’ya döndük ve oradan evlerimize dağıldık. Toplamda 78 Km’lik bir sürüş yaptık. Toplam yükseklik kazanımı 1.500 metre civarında oldu.

Sürüş kaydına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.strava.com/activities/482910285/

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*