Akçay – Assos

Uyandığımızda saat 11.00’e geliyordu. Güne Ahmet abinin hazırladığı menemenle başladık. Kahvaltı sonrası güzel bir kahve de içtik. Çıkmaya hazırlandığımızda saat 13.00’tü.

Bisikletleri yüklemek için alırken Arda’nın tekerinin indiğini fark ettim. İki küçük diken dün gece lastiğe saplanmıştı. Tutuşu ve konforu arttırmak amaçlı bu turda zırhlı tekerleri kullanmadık ancak hata yapıp yapmadığımızı ilerleyen günlerde göreceğiz.

Ahmet abiyle yola çıktık ve Nejdet abiyle yolda buluştuk. Nejdet abi erkenden Edremit’ten sürüp bizi karşılamaya gelmişti ve bizi bekliyordu. Birlikte Küçükkuyu’ya doğru sürdük. Yolda Helen ve Mike ile karşılaştık. Onlar da yaklaşık 6 aydır İngiltere’den sürüp Fransa ve İtalya üzerinden gezerek Türkiye’ye gelmişler. Karadeniz sahil hattı üzerinden Gürcistan, Azerbaycan ve Hindistan’a doğru ilerleyecekler. Instagram hesapları için bu who_sidea_was_this hesabına gidebilirsiniz.

Küçükkuyu’da mola için durduk. Koyun yoğurdu, simit ve poğaça alıp 5 çayımızı yaptık. Tam gitmek üzereyken benim de arka lastiğime batan diken yüzünden tekerim inmişti ve hızlıca lastiği onardık. Nejdet ve Ahmet abi bize Assos (Behramkale) ayrımına kadar eşlik ettiler.

Vedalaştıktan sonra tek şeritli yolda ine çıka yola devam ettik. Ormanın içinde, zeytin ağaçlarıyla dolu tarlaların kenarında sürdük.

Nihayet akşam saatlerinde Kadırga koyuna ulaştık. Midilli adasının silüeti ile birlikte koyun fotoğrafını aldım ve koya doğru sürdük.

Helen ve Mike pansiyonda kalmak istiyordu. Biz de birkaç yer sorduk onlar için. Biz fiyat araştırması yaparken rüzgar şiddetini arttırdı ve saatte 40-50 km arasında esmeye başladı. Arda da pansiyonda kalmak isteyince sıkı bir pazarlığın ardından Gelincik pansiyonda bungalov oda kiraladık. Biz 1 nolu odada Mike’lar 3 nolu odada kaldı. Odalar ferah ve temizdi. Akşam birlikte makarna yapıp yedik.

Sabah kahvaltı için acele etmedik ve saat 10.00’a doğru Helen yulaf lapası hazırladı. Biz de babamın bahçesinden aldığımız iki elmayı bölerek servise hazırladık.

Kahvaltı yaparken bir yandan iki koyun, bir tavuk ve bir kedi etrafımızda dolanıyordu. Arda koyunun fotoğrafını çekmek için eğildiğinde koyun Arda’yı süstü. Arda koyun süsmesin diye boynuzundan tutunca koyun sinirle bir de Arda’nın bacağını süstü. En son Arda “aşkıımm aşkkıımm” diye bağırıp benden yardım istiyordu. Bir yandan da duvarın tepesine atlayıp orada bekliyordu.

Bisikletleri hazırlamak için aldığımda Arda’nın arka tekerinin indiğini fark ettim. Deliği yamayıp yola çıkmaya hazır hale getirdim.

Birlikte Asos’a doğru tırmanışa geçtik. Yaklaşık 5 km tırmanışın ardından tarihi Assos şehrine yani Behramkale köyüne ulaştık.

Sit alanı olduğu için her yer taş yapı ve tarih kokan bir yerdi burası. En güzeli de lise ikinci sınıfta buraya gelip iki ay çalışmıştım ve bu köyü iyi tanıyordum.

Yağmur geleceğini anladık. Bisikletlerimizi köy kahvesine bırakıp kısa bir tur yaptık. Yağmur başlayınca bir yerde oturup tarhana çorbası içtik.

Yağmur durmak bilmedi ve kimsenin yağışlı havada hareket edesi yoktu.

Mike ve Helen’le istişare ettik ve yağmur geçinceye kadar beklemeye karar verdik. Ancak yağmur dört saat sürünce Arda masada uyudu. Bizim de beklemekten Çan’ımız sıkıldı. Çay üstüne çay içtik. Son olarak Assos’ta konaklamaya karar verdik ve pansiyon araştırması yaptık.

Benim eskiden çalıştığım pansiyon artık devrolmuştu ve fiyatı bize biraz yüksek geldi. Çalıştığım dönemde bana abilik yapan Muzaffer abinin dükkanına uğradım ve onların da yeni pansiyon açtığını öğrendim. Fiyat konusunda da bize bir “güzellik” yaptı ve “Konakhan” pansiyonda konaklamaya karar verdik.

Eşyaları bıraktıktan sonra üstümüzü değiştirdik ve güzel bir aklam yemeği yaptık kendimize. Yemeğin ardından Assos’u keşfetmek üzere yola çıktık.

Ara sokakların taş yapısı adeta büyüleyiciydi.

Athena tapınağına gün batımından sonra ulaştık ve buradan manzarayı seyrettik.

Birkaç anı fotoğrafı da çekilmeyi ihmal etmedik.

Son olarak pansiyonumuza geri döndük. Mike’ların bize öğrettiği kart oyunuyla biraz vakit geçirdik. Muzaffer abi de ilerleyen saatte gelip bize eşlik etti.

Saat çok geç olmadan odalarımıza çekildik. Dışarısı serin olmasına rağmen taş yapıda kaldığımız için içerisi ılıktı. Yaz sıcağında da taş yapıların içinin serin olması da çok şaşırtıcı. Bir sonraki gün için hedefimiz Çanakkale ve günleri telafi etmek için uğraşacağız. Bakalım nereye kadar gidebileceğiz.

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*