İzmir – Dikili

Uzunca sürecek bir tur için start’ı verdik. Birinci gün rotamız Balçova’dan başladı. Selçuk’tan Selma ablamız bizim misafirimizdi, sabah da bizi o uğurladı.

İlk olarak Alsancak İzban (İzmir Banliyö) İstasyon’una 10 km’lik bir sürüş yaptık. Buradan Aliağa istasyonuna kadar trenle yolculuk yaptık ve bu sayede şehrin trafik karmaşasından bir nebze de olsa kurtulduk.

Pedallara bastık ve yolculuk heyecanıyla içimiz doldu. Yolculuğumuz resmen başlıyordu.

Aliağa Sahil şeridinde sürüp ardından Ana yola çıktık. Duble şeritli bir yolda zaman zaman dar bir emniyet şeridinde ilerledik. Kamyon ve tır sayısı oldukça fazla ancak çoğu kişi bisikletliye saygı gösteriyor.

Kısa bir mola verdik ve UFO olduğunu sandığımız nesnenin önünde fotoğraf çekildim. Üzerindeki tabelada İngilizce Hayatta Kalma Kapsülü yazıyordu ve 28 kişilik kapasitesi vardı.

Yolda giderken kimsenin bahçesine dalıp birşeyler almayız. Yolun kenarında kalan iğde ağacı Arda’nın dikkatinden kaçmadı. Biz de göz hakkımızı akşam yemek için aldık.

Çandarlı ayrımına girdiğimizde yol soğuk asfalta dönüştü ve yol tek şeride düştü. Emniyet şeridi olmayan dar bir yolda sürüş yaptık. Sürücüler saygılı davrandılar ve nihayet 35 km süren bir yolculuğun ardından Çandarlı’ya ulaştık.

Tarihçesi 4 bin yıl öncesine dayanan Çandarlı savaşçı kadınların kurduğu Pitane şehri üzerine kuruluyor. Ceneviz şövalyeleri tarafından inşa edilen kale 13-14’üncü yüzyılda Sadrazam Çandarlı Halil Paşa tarafından restore edilmiş. Merak edenler detaylı araştırmayı internette yapabilir.

Çandarlı’da Pedal 35 bisiklet grubuyla tanışmama vesile olan ve bisiklet grubunda bana çok destek olan İbrahim Malkoç abi bizi karşıladı ve doğrudan evlerine geçtik.

İbrahim abinin eşi Ömür, gözleri kömür abla bizi çok içten karşıladı. Taze fasülye ve enfes salatalık turşusuyla karnımızı doyurdu. Ömür ablanın neredeyse 50 yıl önce çavdar sapından yaptığı tabloyu da es geçmedik.

Kahvelerimizi içtikten sonra Çandarlı’nın deniz manzaralı mini kütüphanesine Gökhan’ı görmeye gittik. Çay sohbetinin ardından Dikili’ye gitmek üzere yola koyulduk.

Dar yollarda ine çıka 18 km sürüş yaptık ve Dikili’ye ulaştık.

Bugün toplamda 65 km’lik keyifli bir sürüş yaptık. Daha önceden kamp attığımız bir yere geldik ancak 15 km ötede bir davet de aldık. Hava karardığı için ilerlememe kararı aldık.

Ömür ablanın yemeklerinden yememize rağmen midemiz hafiften kazındı. Biz de tek kişilik sipariş vermeye karar verdik. Şimdi Dikili Belediyesi Sosyal Tesislerinde bir çipurayı paylaşıyoruz. Sipariş çok uzun bir bekleyişin ardından geliyor ancak fiyat uygun (25TL) ve balığın tadı enfes. (Reklam parası almıyoruz 😄)

Görüntüde bir terslik olduğunu fark etmiş olmalısınız. Arda sabırsız davrandı ve balığın boynunu kırdı.

Yemeğimizi yedikten çadırımızı kurduk ve içine yerleştik. Yarın kuzeye doğru yola devam edeceğiz.

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*