Bisikletname

KARAGÖL’E TIRMANIYORUM

Zamanın behrinde, Tantalos adında kıyak bir kral varmış. M.Ö 8. yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu öne sürülen Tantalos, tanrıların sofrasına oturabilen tek kral. Fakat ne olduysa Tantalos, tanrıların bu hoşgörüsünü kötüye kullanır ve bunun sonucunda büyük bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre; Tantalos, Zeus tarafından Spil Dağının bir yarığından aşağı atılır ve düştüğü yer bir göle dönüşür. Berrak ve serin suların çenesine kadar geldiği bu gölde açlığa susuzluğa ve en kötüsü ölümsüzlüğe mahkum edilir. O zamanlar Tantalis olarak adlandırılan bu göle biz şu an Karagöl diyoruz.

Karagöl; Yamanlar dağının zirvesinde yer alan küçük bir krater gölü. Burasının bir nevi volkan ağzı olduğunu düşünün. Karaçam, kızılçam, söğüt ağaçlarının çevrelediği gölde ördek, kaz ve yaban kuşları geziniyor. 850 metre yüksekliğe

ulaştıktan sonra böyle bir göl görmek insanı şaşırtıyor.

Yol ve Tırmanışımdan bahsedecek olursam;

İzmir’in zorlu tırmanış parkurlarından biri olan Karagöl; iki teker üzerinde zaferin tadına varılacak en iyi noktalardan biridir. Karagöl’e Karşıyaka Örnekköy Mezarlığı yolundan çıkıyorum. Devamında 22 km’lik bir tırmanış beni bekliyor. Asfalt kaplı ve iki arabanın yan yana gidemeyeceği kadar dar bir yolu var. Yolu bol dönemeçli ve oldukça eğimli.

Tepeden bakıldığında kıvrılarak giden yol manzarası insanı büyülüyor ama bisikletle çıkmaya çalışmak biraz farklı şeyler hissettirebilir. Parkurun başı ve sonu arasındaki yükseklik farkı 850 metre. Bu yaz sıcaklarında tırmandığım her 200 metrede 1 derece hava serinliyor. İzmir sıcağında 34 dereceden 30 dereceye düşmek hiç de fena değil 🙂

Ama yine de tırmanış için en uygun dönem bahar ayları olabilir.

İzmir’de Balçova Terapi Ormanı Manastır’ından sonra ikinci favorim olan Karagöl’e ilk kez; Decathlon 26’ (inch) – 15kg dağ bisikletim ile, ikinci kez; Giant 28’( inch) 9kg yol bisikletim ile çıktım. Üçüncü tırmanışım ise arkadaşımın Türkiye’deki tarihi, turistik ve doğal güzellikleri bulunan yani kahverengi tabelaya sahip yerleri turlayan minibüsü ile oldu. Yol bisikletiyle tırmanış benim ilk tercihim olur. Yol bisikletleri daha hafif oldukları için daha atik bisikletler ancak yokuş sevmeyenler için vitesleri biraz ağır kaçabilir. Toplamda 22 km’lik yokuş sohbet ederken bitiyor gidiyor ancak dönüşte bitmeyen bir inişi var. Bu kadar yokuş çıkmanın adrenalin dolu bir ödülü de bu diyebilirim. Bisikletlerle arabadan daha hızlı inebileceğinizi biliyor muydunuz? Araba bir virajda yavaşlayıp 15 km/saat hızla dönmek zorundayken siz 30km/saat hızla aynı virajı alabiliyorsunuz. Bu benim için paha biçilemez bir zevk 🙂

Benim için Karagöl huzurun adreslerinden biri o yüzden doğum günümü orada geçirmek istedim. Minibüse kedilerimi, yiyecek ve içecekleri doldurup sabah yola çıktık. Göl kenarında taze çekim kahvelerimizi içtik. Akşamını ise kamp yaparak geçirdik gece doğa ve gökyüzü ile iç içe olmak yaşanması gereken harika bir deneyim.

Bakınız: Kahverengi Tabela

Taze çekim kahvemiz:

Ve kedişkolarım:

 

Karagöl’de milli park kapsamında günü birlik piknik alanı olarak kullanılan bir yer de bulunuyor. Burası özel bir işletmeye 29 yıllığına kiralanmış. Bu yüzden kişi ve araç girişi için belli bir ücret ödemek durumdasınız. Kamp yapmak istediğiniz zaman farklı bir ücret talepleri daha var ve bu giriş ücreti haricinde ödenen cüzi bir miktar. Ücretlendirmeler bazı kişilerin hoşuna gitmeyebiliyor ama ben bu durumu destekleyenler arasındayım. Özelleştirmenin Karagöl’de doğayı korumak ve temiz tutmak adına doğru amaca hizmet ettiğini düşünüyorum.

Hafta sonu tatillerinde ya da hafta sonunu beklemek istemeyenler için işten çıktıktan sonra akşamları gelip, dört mevsim çadırınızı bir güzel rahatlıkla kurup kamp yapabileceğiniz, yazın İzmir sıcağından, kışın da kirli havasından kaçıp doğaya kavuşmak için Karagöl ideal bir yer. Gece konaklamayı düşünürseniz da kışlık eşyalarınızı karıştırmakta fayda var. Geceleri oldukça serin oluyor.

Kamp ve doğayı sevenler doğada buluşuyor. Gelin beraber bisiklet sürelim

Kalıplaşmış alışkanlıklarımızın farkına varıp dışına çıkmak; yeni tatlara doğru açılmamıza imkân verebiliyor. Kim bilir bu yenilenme içinde, farklı bir dönüşüm de başlayabilir. Farklılaşmaktan korkmadan, cesur bir şekilde kendimizi hayatın gizemi içine davet edebilme dileği ile..

Arda Eylül

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir