Kazatlet’in Köyü (Bayramözü)

Bayramözü köyünde Kaz Çobanlığı yapan Orhan Güzel namı diğer Kazatlet bizi Bayramözü’ne davet etmişti. Biz de davete icabet ederek rotayı değiştirme kararı almıştık. Bu aldığımız en güzel kararlardan biriydi. Sebebine gelince:

Bir gün öncesinden Kırıkkale şehir merkezinde Öğretmenevinde kalmıştık. Sabah da 5 yumurta ve biraz ekmek almıştık ayrılmadan. Yolda bir köpek görürsek ona veririz demiştik. Çok geçmeden yol kenarında bir deri bir kemik, genç bir köpek gördük. Ölmüş diğer bir köpeğin cesedini çekiştiriyordu. Etrafta yiyecek bir şeyler arıyordu. Biraz daha ileride başka bir köpek cesedi daha vardı. Herhalde köpekler açlıktan ya da hastalıktan ölmüştü. Bisikletlerimizi kenara çektik ve bizden korkup kaçan köpeği yanımıza gelmeyi ikna ettik. Arda yumurtaların hepsini soydu. Ne kadar ekmek varsa onları da bir kartonun üzerine sıraladı. Çöplerin arasından bir bardak bulup içine de su doldurduk.

Yol kenarında Kızılırmak’ı uzaktan izleyip bol tırmanışlı Keskin ilçesine yöneldik. İlçe merkezine ulaşana kadar gün boyunca tırmandık. Keskin ilçesinden sonra sağa tek şeritli köy yoluna ayrıldık. İne çıka uzunca bir süre ilerledik ve bir süre sonra Kazatlet yarış bisikletiyle karşımıza çıkageldi.

Orhan bizi görünce çok mutlu oldu, coşkuyla bize doğru sürüşü gözümüzün önünden hiç gitmiyor; “askerden kardeşim gelmiş kadar mutlu oldum” demişti. Ben de İzmir’de tanıştığım Orhan ile Anadolu’nun göbeğinde buluşmaktan ve onların misafiri olmaktan mutluydum. Arda da Orhan , eşi Nutuya, şirin ikiz kızları ile hemen kaynaştı. Kazatlet’in yaptığı projeleri gördükten sonra kısa sürede sıkı fıkı oldu ve onları çok sevdi.

Orhan ile birlikte köylerine doğru yol aldık. İn çık in çık bitmek bilmeyen bir gün Arda’yı biraz hırpalamıştı.)

Arda gün sonunda biraz hırpalanmıştı 🙂
65 km ve 1,143m yükseklik kazanımı ile Arda’nın haklı isyanı 🙂

Uzun ve yorucu günün ardından köye yaklaşırken üç tane kangal gibi kangal yolun ortasında etten bir duvar örmüştü. “Buyurun beyler cenaze namazına” diyecekken Orhan yüksek sesle “pe peeğğ hööööytt heeyyyt” diye bağırarak köpeklerin üzerine sürdü. Bizim cengaverlerden ikisi kuyruğunu kıstırıp yolun sağına doğru uzaklaştı. En baba yiğit olanı ise tüyünü bile kıpırdatmadan hırlıyordu. Orhan yarış bisikletini eliyle hava kaldırdı ve üzerine doğru koştu. “Büyüğümüzsün abi” deyip o da diğer kaçaklara katıldı ve yola devam ettik.

Orhan daha önce İzmir’de çalışıyordu. Bisiklet grubunda tanışmıştık. Bir süre sonra günde 10 km koşuya başladı. Birkaç ay sonra baktım triatlonlara katılıyordu. Çoğu konuda azimli bir kişiliği olan yetenekli biri Orhan . İş yeri ile anlaşmazlık nedeniyle İzmir’den ayrılıp köyüne geri dönüyor, 500 tane de yavru kaz alıp başlıyor kaz çobanlığına. Ama köye gitti diye bir kenara çekilmek yok. Kazları gölete götürüp saldıktan sonra kendisi de suya atlayıp yüzüyor. Göletin etrafında kar, kış kıyamet demeden koşuyor. Eşi Nutuya kocasının en büyük destekçisi, insanların yargılarına karşı onu cesaretlendiriyor.

Köye ulaştığımızda hava mavi karanlığa bürünmeye yaklaşıyor. Bembeyaz kazlarsa karanlığa inat ışıl ışıl parlıyor. Orhan’ın annesi ve babası da bizi bekliyordu ve bize muhteşem ötesi bir sofra hazırlamışlardı. Biz geleceğiz diye horoz kesmişlerdi. Bu bize sunulan büyük bir onur aslında ama “keşke kesilmeseydi, zahmet de edilmesiydi” diyorduk. Hem horoza üzüldük hem de bu kadar fazla değer görmeye alışkın değildik. Bir de kendi bahçelerinde besledikleri ördeklerden birini de kesmişlerdi. Çorbasından köftesine sofrada yok yoktu.

Orhan’ın anne babasına ve Nutuya’ya turumuzdan, yanımızda taşıdığımız eşyalardan mutfak malzemelerimizden kamp ocağımıza varana kadar her şeyden bahsettik. Orhan’ın annesi de köylerinde yetiştirdikleri kendi mahsulleri bulgurdan ve sabah kahvaltıda yaptığı köftelerden, peynirden, zeytinlerinden ve domateslerinden koymuştu. Ertesi sabah çantaları bisiklete takmak için aldığımda birden yerden kopartamadım çantayı. Sebebini Arda’ya sorduğumda erzak deposunun fazlasıyla doldurulduğunu öğrenmiştim.

Sabah güzel bir köy sabahına uyandık. Mükemmel bir kahvaltının ardından kazları “yayılmaya” götürdük.

Kazlar heyecanla göğüslerini gerip kanat çırparak gölete doğru yürüyorlardı.

Öğleye yaklaşırken biz de hazırlandık ve Orhanı da bizimle gelmeye ikna ettik. Rotamız Hirfanlı Barajını geçip Tuz gölüne ulaşmaktı. Eğer rotamızı buraya çevirmemiş olsaydık bu güzellikleri de göremeden geçip gitmiş olacaktık. Orhan’ın sırt çantasını benim bisiklete bağladık. Arda Orhan’ın yol bisikletini aldı. Orhan da benim dağ bisikletimi aldı. Ben de Arda’nın çiçeklerle süslenmiş bisikletine bindim. Arda’nın yaptığımız 3 aylık turda en keyif alarak sürdüğü rota bu olsa gerek. Hiçbir yük yok, kuş gibi uça uça gidiyordu. Bizler de bacaklara kuvvet normal hızımızın daha da üstünde bir performansla tırman in tırman in yollarda yükümüzü çekiyoruz.

Bir ara yokuşa sarmak için pedala fazla abanmıştım ki zincir “çattt” diye koptu. Bisiklet de emanet. Arda onca km yol yaptı bir şey olmadı, benim elimde patladı iyi mi? Metal yorgunluğundan olduğunu, bir yerde patlayacağını ama bu sefer günah keçisinin benim olduğumu söyledim. Kenardan iki taş alıp zinciri ayrıldığı noktadan yerine çaktık. Yokuşlarda itip yokuş aşağı gideceğimiz yerlerde de pedala çok yük vermeden sürdüm. Zincir bir kere daha aynı yerden ayrıldı. Bu sefer yoldan geçen bir kamyoneti durdurup pense istedik. Şansımıza pense de bulduk. Zinciri tekrar sıkıp yola devam ettik. Bakla sökme aparatı ve yedek bakla yok muydu? Vardı. Ama karım yola çıkmadan önce “yük olmasın alma bunları” deyip kenara çıkarmıştı bunları sağ olsun 🙂

Hava kararmadan Tuz Gölüne ulaşmıştık.

Gün batımını da ucu ucuna yakaladık. Tuz gölünün üzerinde uzunca bir sürüş yaptık ve sonra geri dönüp güvenli bir alana kamp attık. Orhan odun ateşi yaktı ve akşam yemeğimizi yaptık. Günü de akşam odun ateşinde demlediğimiz çayla sonlandırdık.

Orhan maket gemi yapıyormuş İzmir’de yaşarken. Onu yaparken ki sabrı, ince mühendisliği görmesi ona çok şey katmıştı. Küçük küçük de olsa atılan adımlar elbet bir gün güzel sonuçlar doğuruyordu.

Orhan’a ve ailesine misafirperverlikleri için sonsuz teşekkürler 😊

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*